Antibiyotik dirençli mikroplar 2050 yılında kanserden daha büyük bir tehdit olabilir

Paylaşmak için: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someone

Antibiyotiklere karşı mikrobiyal direnç, dünya liderleri tarafından uluslararası eylem alınmazsa yüzyılın ortalarında insanlığa karşı kanserden daha büyük bir tehlike teşkil edecek. Dünya’daki en yüksek gereksiz antibiyotik kullanım seviyelerinden birine sahip olan Türkiye‘nin de en çok etkilenecek ülkelerden olması muhtemel. İngiliz Bakan George Osborne, radikal önlemler alınmazsa dünyada yılda 10 milyon kişinin ölebileceği konusunda IMF’ye uyarıda bulundu.

Haber, İngiliz gazete The Guardian’ın Nisan’da yayınladığı “Antimicrobial resistance a ‘greater threat than cancer by 2050’ ” başlıklı makalesinde yer aldı. Son çare olarak kullanılan antibiyotik türü kolistine bile dirençli “süper-mikrop”ların Amerika’da bazı hastalarda da ortaya çıkması üzerine bu haber iyice ciddiyet kazandı.

antibioticHaberde yer alan istatistiklerde, önlem alınmazsa 2050 yılına kadar dünya genelinde yılda 10 milyon kişinin –yani her yıl kansere yenik düşenden daha fazla kişinin- direnç geliştirmiş mikropların neden olduğu hastalıklardan dolayı öleceği iletildi. Bu konuda Birleşik Krallık bakanı Osborne, aralarında Dünya Sağlık Örgütü Genel Müdürü Dr. Margaret Chan ve eski ABD Hazine sekreteri Larry Summers’ın da olacağı uzmanlardan oluşan panelde ilaç şirketlerine teşviklerin radikal adımlarla antibiyotik geliştirilmesine yönlendirilmesi gerektiği çağrısı yapmayı planlıyordu.



İngiltere Sağlık Baş Memuru Dame Sally Davies gerçekleşmesi beklenen bir “kıyamet senaryosu” konusunda herkesi uyardı: “Önümüzdeki yirmi yıl içinde insanlar basit operasyonlar sonrası gelişen rutin enfeksiyonlar nedeniyle hayatlarını kaybediyor olacak. Ve bunun nedeni antibiyotik seçeneklerimizin tükenmiş olması.” Devlet tarafından 2014’de hazırlatılan raporda, şimdi Hazine bakanı olan ekonomist Jim O’Neill, 2050 yılına kadar etkili yeni nesil antibiyotikler geliştirilmediği sürece antibiyotik direncinin dünya genelinde en çok ölüme neden olacak şey olacağını belirtiyordu.

Guardian’da yer alan bir başka yazı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Sağlık ve HIV müdürü Mandeep Dhaliwal’ın, Alexander Fleming’in penisilini keşfinden önceki dönemlere geri dönüş olacağı konusundaki uyarısına yer vermişti: “İnsanların basit enfeksiyon ve yaralanmalar nedeniyle öldüğü günler yolda”.

İngiliz bakanın uyarısını, fast food, bar ve restoran zincirlerinde kontrollerindeki varlıkları 1 trilyon $’dan fazla olan yatırımcılarının et ve kümes hayvanları tedarik zincirlerindeki antibiyotik kullanımını azaltma çağrısı takip etti.

 

Antibiyotik direnci bakteriler arası da, insanlar arası da yayılabiliyor

Bir bakteri nüfusu bir antibiyotiğe maruz kaldığında, aralarından sadece bu antibiyotiğe karşı direnç kazandıran bir gene sahip olanlar hayatta kalıyor.  Hayatta kalan bu dirençli bakteri türü, antibiyotik kullanımı bittikten sonra ürüyor, ve ortamda başka bakteri de kalmadığı için daha çok çoğalma şansı oluyor.  Bu sırada direnç genini taşıyan, “plazmid” denilen küçük dairesel DNA parçası, kopyalar halinde çoğalıp ortamdaki farklı bakteri türlerine de geçebiliyor.  Yani farklı hastalıklara sebep olan bakteriler de direnç kazanmaya başlıyor.

Daha sonra bu dirençli bakteri türlerini taşıyan insan, bu bakterileri çevresindeki diğer insanlara da bulaştırabiliyor. Böylece dirençli türler çoğalmış ve yayılmış oluyor. Bu sebeplerle çocuklarımız için antibiyotik kullanımının ne zaman gerçekten gerekli olduğu konusunda bilinçli bir çocuk doktorunun yazısını çevirdim, ve mutlaka her annenin bu bilgilere sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

Antibiyotiklerin gereksiz kullanımı en önem verdiğim konulardan, ve bu konudaki yazı serimi incelemenizin aile sağlığınız için çok faydalı olacağını umuyorum.

 

Hasarın ekonomik boyutu

Bu küresel sağlık sorunu dünya ekonomisine de ağıra mal olacak. Toplam küresel maliyetinin 100 milyar $, yani Küresel Gayrisafi Hasıla’nın %3,5’sı olacağı açıklandı. Bakan Osborne konuşma metninde “Bu sadece bir sağlık sorunu olmaktan öte ekonomik de bir sorun. Bu konuda hiçbir şey yapmamanın bedeli, hem kaybedilecek hayatlar hem de para israfı olarak çok büyük. Dünya birleşip ortak bir yaklaşım konusunda anlaşmalı” diye iletti.

Halihazırda yürürlükte olan geri ödeme modellerinin antibiyotik ve teşhis konusunda yetersiz olduğu konusunda uyaran Osborne, bakan O’Neill’a ait olan bir öneriyi savunarak, markete yeni bir antibiyotik getirebilmiş ilaç şirketlerine prim ödenerek “pazara giriş ödülleri” oluşturmayı planlıyor. Osborne mesajını şu şekilde iletti: “Dünya hükümetleri ve endüstri liderlerinin yeni yöntemler dahilinde birlikte çalışmasına ihtiyacımız var. İlaç şirketlerine ve konuyla ilgili olan diğer tüm birimlere olan teşvikleri bu yönde hızlı bir şekilde yönlendirmeliyiz. Bu soruna yeni ödüllerle küresel olarak finanse edilen uzun vadeli bir çözüm oluşturmalıyız. Yeni antibiyotiklerin geliştirilmesini desteklemeli ve gelişmekte olan ülkelerin antibiyotiklere erişimini sağlayabilmeliyiz.” Ayrıca şunu da ekledi: ”Uzun vadede çözüm sağlayabilmemiz için verimli ve çabuk teşhis tekniklerinin gelişimine de ihtiyacımız var ki fazla ve gereksiz antibiyotik kullanımını da engellesin.”

Muhalefet Çevre Sekreteri Kerry McCarthy, hükümeti başgösteren krize karşı kayıtsız bir yaklaşım benimsemekle suçladı. Londra’da gerçekleşen Antibiyotikler ve Tarım Konferansı’ndaki konuşmasında McCarthy, tarımda önleyici antibiyotiklerin rutin kullanımını sona erdirmek için Avrupa Parlamentosu’nun yaptığı çağrılar üzerine bakanları AB müzakerelerinde “olumsuz rol” oynamakla suçladı. McCarthy hükümetin, insanların antibiyotik kullanımlarına doğru hedefler belirlediğini, ama ağır bir hata ile Birleşik Krallık’taki antibiyotik kullanımının %40’ını oluşturan hayvancılık uygulamalarında hiçbir hedef koymadığını belirterek “Doktorlar giderek daha fazla dikkat etmeye teşvik edilmekteyken tarımdaki antibiyotik kullanımı incelemeden kaçma eğilimindedir. Halbuki çiftlik hayvanları Avrupa’da antibiyotik kullanımının neredeyse üçte ikisi, ve İngiltere’de yaklaşık % 40’ını oluşturmaktadır. Tarımdaki aşırı kullanımlarını azaltmada yeterli bir eylemin eksikliği, insan sağlığı açısından yapılmış herhangi bir ilerlemeyi de zarara uğratarak riske sokmakta. Hükümetin beş yıllık stratejisinde insanlarda ölçülebilir azaltma hedefleri belirlemek öte yandan hayvancılık kullanımını saymamak insan sağlığı açısından da mantıksız görünüyor. Sağlık yetkililerine, hastalara reçete yazmadan önce onlara ilacın etkili olup olmayacağının anlaşılması konusunda kapsamlı testler uygulamaları tavsiye ediliyor; ve hatta sağlık denetimcisi NICE, bu konuda yumuşak davranan doktorlara aşırı reçeteleme nedeniyle yaptırım uygulanması gerektiğini önerdi. Ancak hala bu ilaçların yakın analoglarının sağlıklı hayvanlara rutin olarak verilmesine izin var” dedi.

 

Aileniz için en sağlıklı kararları vermeniz dileklerimle 🙂

 

Kaynaklar: 

https://www.theguardian.com/society/2016/apr/14/antimicrobial-resistance-greater-threat-cancer-2050-george-osborne

https://www.washingtonpost.com/news/to-your-health/wp/2016/05/26/the-superbug-that-doctors-have-been-dreading-just-reached-the-u-s/

Antibiotic resistance spreads rapidly between bacteria,   https://www.sciencedaily.com/releases/2011/04/110411163918.htm

Haber & Çeviri: Esra S., Yüksek Kimyager

 

Yorum yap

error: Content is protected !!
/* ]]> */